Temel Bilgiler

Travma

Travma genel olarak kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün tehdit altında olduğu durumladır. Modern hayatta oldukça sık kullanılan bir olgu olan travma, çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Doğal afetler, savaş, terör olayları, kazalar, patlamalar, sakat kalma, aile içi şiddet, tacizler, ciddi hastalıklar veya tedavileri, ameliyatlar, ani kayıplar, zor doğumlar, çocukluktaki aşağılanmalar ve hayal kırıklıkları travma etkisi yaratabilir. Öte yandan ne kadar tehdit edici olduğu, ne kadar uzun sürdüğü, ne kadar sıklıkla olduğu oldukça önemlidir. Travmatik olayı doğrudan deneyimlemek veya şahit olmak, sevdiklerimizin veya kendimizin tehdit altında olması karşısında verdiğimiz yoğun korku, kaygı, dehşet ve hüzün tepkileri travmanın seyri için belirleyicidir. Ayrıca, yaşanan olaydan sonra kurtulan kişi olmak da kişiyi travmatize edebilir.

Travma, duygu, düşünce ve fiziksel duyumlarımızı etkiler, mevcut algı ve bellek sistemimizi tesir altına alır. Geçmiş, adeta şimdi yaşanıyor gibidir, travmatik anıyı anımsatan herhangi güncel bir deneyim, kişi, yer veya obje, travmatik anıları zorlayıcı duygular eşliğinde canlandırabilir.

Travma yaşadıktan sonra sinir sistemimiz ve zihnimiz, güvensizlik, tepkisizlik (şok), sindirim sorunları, kaygı, uykusuzluk, nefes daralması, iştahta değişim, sinirlilik, beden ağrıları gibi farklı tepkiler gösterebilir. Bu farklılıklar birkaç nedene bağlıdır. Yakın çevremiz, ailemiz ve dostlarımızdan destek alıp alamadığımız, fiziksel sağlık durumumuz, genetik altyapımız, yaşımız bu farklılıklardan bazılarıdır.

EMDR

Eye Movement Desensitization and Reprocessing (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden işleme)

1987 yılında Amerikalı psikolog-araştırmacı Francine Shapiro tarafından, birçok bilimsel keşifte olduğu gibi, rastlantısalmış gibi görünen ancak, hazırlıklı bir zihnin keşfi olarak psikoloji literatürüne güçlü bir giriş yaptırılmış olan terapi yaklaşımıdır.

İlk zamanlarda bir teknik olarak anılırken, şaşırtıcı literatür birikimiyle beraber, terapi ekolü olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Shapiro 1989 yılında ilk makalesini yayınladıktan sonra, uzun süre tüm çalışmalar, makalenin konusu olan “travma” odaklı ilerliyor oldu.

Ancak zamanla, EMDR’nin travmalar üzerindeki güçlü etkinliği, diğer başlıklara dair olan çalışmaları da cesaretlendirdi.

Günümüzde travmalar en başta olmak üzere, panik atak, fobiler(uçak v.b.), obsesif kompulsif eğilimler, çeşitli başlıklardaki kaygılar (sınav- sahne- sunum v.b,), cinsel disfonksiyonlar, depresyon gibi temel alanlarda da EMDR’den etkin birşekilde yararlanılmaktadır.

EMDR’nin etkinliği, zihin-beden entegrasyonu üzerine oturttuğu, yapılandırılmış protokollerle gerşekleşen uygulamalarından ileri gelir.

Bilincimizin aktif olarak ifadelendirebildiği duygu-düşünce dünyasıyla, çoğu zaman bilincin kontrol edemediği, bedene dair olan enformasyonu, ortak bileşenler olarak proseslemeye ( işlemlemeye) tabi tutması EMDR’nin kök gücüdür.

Çünkü kayıt sadece zihnin değil, bedenin de bir işlevidir. İşte EMDR bu bağlamda, göz, işitsel ya da dokunsal duyu kanalları vasıtasıyla gerçekleştirdiği çift taraflı (bilateral) uyaranlarla Adaptif Bilgi İşleme Modeli denilen onarıcı mekanizmaları harekete geçirir.

Aile Terapisi

Aile Terapisi yaklaşımı, aileyi bir sistem olarak görür, aile içindeki sorunları da, sistemin işleyişindeki aksaklıklara işaret eden durumlar olarak yorumlar.

Aile Terapisti ise, aile için günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyen sorunları yaratan ilişki ağını ele alarak, bu ilişki ağını fonksiyonel kılmayı hedefler.

Bunu gerçekleştirirken, sistemin (ailenin) sorun teşkil eden komunikasyon modellerini değiştirmek adına, gerektiğinde sistemin tüm unsurlarını (anne-baba-çocuk-büyükanne-büyükbaba v.b.), gerektiğinde de sadece bir üyesi üzerinden müdahalelerini planlar.

Bu müdahalelerin kısaca en önemli hedefi, sistemin (ailenin) bir daha sorun yaşamamasını sağlamak değil, karşılaşabilinecek sorunların ele alınışında, işlevsel ve esnek çözüm modelleri geliştirilmesini sağlamaktır.

Çift Terapisi

Çift terapisi, belirli bir konu üzerinde çatışma yaşayan veya duygusal farklılıklar yaşayan çiftlerin dinamiklerine odaklanır.

Çiftlerin karşılaştığı yaygın sorunlar arasında güven eksikliği, yakınlık sorunları, cinsel istek eksikliği, sadakatsizlik, iletişim güçlükleri ve bağlanma sorunları olabilir. İlişkideki bireyler farklı değer sistemlerine sahip olabilirler. Bir kişinin doğasını ve davranışını şekillendiren kurumsal ve toplumsal değişkenler, danışmanlık ve terapi sürecinde dikkate alınır.

Bu zorluklara sahip çiftler, karşılıklı olarak yıkıcı davranış kalıplarına sıkışıp kalabilirler. Çift terapisi, partnerlerin yeniden iletişim kurmaya başlamasına ve ilişkilerini zorlaştıran sorunları çözmelerine yardımcı olacak bir şekilde nasıl etkileşim kuracaklarını öğrenmelerine odaklanır.

Oyun Terapisi

Oyun Terapisi duygu ve davranışları ile ilgili zorluk yaşayan çocuklara oyun yoluyla destek olmaya çalışır. Çünkü yetişkinler için psikoterapi ne ise çocuklar için de oyun terapisi odur. Oyun terapisinin temelinde oyunun çocuğun kendini ifade etmesinin doğal bir yolu olduğu gerçeği yatar.

Oyun yolu ile çocuk gerginlik, hayal kırıklığı, güvensizlik, saldırganlık, korku, kafa karışıklığı ve şaşkınlık gibi birikmiş duygularını dışarı aktarma fırsatı bulur.

Dolayısıyla bu duygularıyla yüzleşir, denetlemeyi öğrenir ve bunları onarma fırsatı bulur. Oyun terapisinde çocuk merkeze alınır ve ilişkiye odaklanılır. Çocuğun oyun üzerinden kendi duygularını regule ederek kendisini ifade etmesi için serbest alan açılır.

Nöropsikolojik Değerlendirme

Nöropsikolojik değerlendirmede öğrenme ve bellek, dikkat, dil, yürütücü işlevler ve görsel-mekansal işlevler ile ilişkili davranışları değerlendirmek için kullanılan görevleri içeren testler uygulanmaktadır. Son yıllarda sosyal bilişsel işlevleri değerlendirmek için kullanılan nöropsikolojik testler de uygulanmaya başlamıştır.

Nöropsikolojik değerlendirme farklı amaçlarla uygulanabilir. Bunlardan ilki kliniğe gelen bir hastanın tanısına yardımcı olmaktır. Belirtmek gerekir ki, nöropsikolojik değerlendirme ile elde edilen bulgular mutlaka diğer nörolojik muayene verileri ile birlikte kullanılmalı ve tek başına tanı koyma amaçlı yorumlanmamalıdır.

Ancak bazı hastalıklar için tanı koymada nöropsikolojik değerlendirmenin güvenilirliği de yadsınamaz derecede yüksektir. İkinci olarak hastalık öncesi/ sonrası ya da bir operasyon öncesi/sonrası bilişsel işlev performansını karşılaştırmak ya da tedavi gören bir hastanın bilişsel işlevlerinde tedaviye bağlı olarak bir değişim olup olmadığını belirlemek gelir

Bu durumlarda hasta, diğer nörolojik muayene ve tetkik sonuçlarına bağlı olarak bir nörolog tarafından nöropsikoloğa yönlendirilir. Doktoru tarafından kendisinden nöropsikolojik değerlendirme istenen bir hasta genellikle tedavi amaçlı gittiği hastanenin nöropsikoloji laboratuarına yönlendirilir.

Yanı sıra artık ülkemizde özel danışmanlık merkezlerinde ve kliniklerde de nöropsikolojik değerlendirme uygulayan nöropsikologlar yer almaktadırlar.

Bu noktada destek alınacak olan nöropsikoloğun yetkinliği oldukça önem taşımaktadır.

Klinik nöropsikoloğun tüm bu uygulamaları doğru ve güvenilir bir biçimde gerçekleştirebilmesi için (örneğin demans başlangıcını ayırt edebilmesi, bilişsel işlevlerde görülen bozuklukların nörolojik mi yoksa psikiyatrik kökenli mi olduğunu ayırt edebilmesi, vs.) testleri uygulamayı bilmesi ve bu konuda eğitim almış olması yeterli değildir. Nörolojik ve psikiyatrik hastaların bilişsel profillerini ve nöroanatomiyi iyi bilmesi ve mutlaka uygulamalara başlamadan önce deneyimli bir nöropsikoloğun yanında yetişmiş olması gerekir. Herhangi bir nörolog ya da psikiyatr tarafından yönlendirilme olmaksızın 50 yaş ve üzeri bireyler, bilişsel işlevlerinin değerlendirilmesi için kontrol amaçlı olarak nöropsikolojik değerlendirme talebinde bulunabilirler.

Bilişsel rehabilitasyon programları hazırlamak, adli durumlarda veri sağlamak ve araştırma (yeni testlerin geliştirilmesi, standardizasyon çalışmalarının yürütülmesi, vs.) ise nöropsikolojik değerlendirmenin diğer amaçları arasındadır.

Tüm bu bilgiler ışığında, hasta ve sağlıklı bireylerin farklı ihtiyaçlarına yönelik olarak, bilişsel işlevlerine dair değerlendirme için psikoloji lisans mezunu olan ve ilgili alanlarda lisans üstü eğitimini ve nöropsikolojik değerlendirmeye dair kuramsal ve uygulamalı eğitimlerini tamamlamış olan bir klinik nöropsikoloğa danışılması uygun olacaktır.

Sanat Terapisi

Bilinçdışına itilmiş düşünce, duygu, yaşantının sanatın her bir dalı ile ses, hareket, dil olarak dışa vurulmasını sağlamaktadır.

Kişinin duygu ve düşüncelerinin farkında olmasını sağlamakta, sorunun neden kaynaklanabileceğini öngördürtmesinin ötesinde sorun için neler yapabileceğini deneyimletmektedir.

Kişinin kendi olması yolunda, potansiyelini ortaya çıkaramadığı, ne istediğini bilmediğini düşündüğü, karar vermekte zorlandığı süreçlerde farkındalık yaratmaktadır.

Kişinin kendi duygu ve düşüncelerinin farkında olması ile ihtiyaçlarını ve beklentilerini tanıması ve dönüşmesi için yardımcı olur.

Stres ve kaygı ile baş etme becerilerini geliştirmektedir.

Depresyon, korku, öfke kontrolü, özgüven geliştirme, ilişki içinde yaşanan sorunlar, isteksizlik, tükenmişlik sendromu gibi yaşam içinde anlam bulma süreçlerinde uygulamalı olarak fayda sağlamaktadır.

Benlik saygısını artırılması ve kişinin var olan potansiyelinin ortaya çıkarılmasında yardımcı olur.

Koruyucu Ruh Sağlığı çalışmalarında ve psikolojik sorunlarda çeşitli yaş gruplarında bireysel ve grup terapileri şeklinde uygulanılmaktadır.

Çözüm Odaklı Terapi

Çözüm odaklı terapinin temel felsefesi “bozulmadıysa tamir etme” anlayışıdır. Günümüzde pek çok farklı problemin çözümünde yaygın ve etkili bir biçimde uygulanabilmektedir. Çocukluktan yaşlılığa kadar çeşitli yaş gruplarında; depresyon, anksiyete sorunları, okul problemleri, ilişki ve aile problemleri gibi pek çok farklı konuda etkilidir.

Çözüm odaklı terapi ,sorunun yaşandığı şimdiki ana ve geçmiş zamana odaklanmaktansa sorunun çözülme ihtimali olan gelecek zamana odaklanır. Bu modele göre “küçük değişimler büyük değişimlere öncülük eder”. Sorunun çözümüne dair atılan en küçük adım, pek çok diğer değişikliği de getirir.

Kognitif Davranışcı Terapi

Kişinin uyumsuz düşünce ve davranışlarını değiştirerek kendisi ve dış dünya ile uyumlu yaşamayı hedefleyen bir psikoterapi yaklaşımıdır. Yaşamını olumsuz etkileyen düşünce, duygu ve davranışlar, danışan ile işbirliği içinde belirlenip, düşünce, duygu ve davranışlar arasındaki ilişkiler konusunda çalışılır.

Bu çerçevede kognitif yaklaşım ile; kişinin zihinsel süreçlerini ele alır. Bireylerin rasyonel düşünce aksaklıkları belirlenir ve kişiyle birlikte yeniden gözden geçirilerek, bunların ne derece gerçekçi ve uyum sağlayıcı oldukları sorgulanarak, daha gerçekçi bir düşünme ve sorun çözmede yardımcı olacak yeni stratejiler öğretmeyi hedefler.

Davranışçı yaklaşım ile ise; kişiyi olumsuz etkileyen duygular yaşamaya devam etmesine sebep olan davranışlarını değiştirerek kişinin işlevsiz davranışları yerine daha işlevsel davranışlar ile değiştirilmesi hedeflenir. Bu düşünce ve davranış değişikliği sayesinde kişinin kendisini olumsuz etkileyen korku, kaygı, üzüntü, öfke, çaresizlik, başarısızlık, utanç gibi duygularında azalma ve hayat kalitesinde artış görülür.

Kum Tepsisi Terapisi

Dışavurumcu ve yansıtıcı bir psikoterapi yöntemi olan Kum Tepsisi Terapisi, köklerini Jung yönelimli analist Dora Kalff’ın kum oyunu ve Freud’un ilkelerden esinlenerek kendi kum oyununu tasarlayan Margaret Lowenfeld’den alır.

Son derece esnek bir yöntem olup, bir çok farklı kuramsal ve teknik psikoterapötik yaklaşımla entegre edilebilir.

Klasik terapilerde, yaşadığımız olayları, travmaları ve deneyimleri söze döküp işlemek esastır. Her zaman bunu dile getirmek, kelimeleri bulmak ve sözelleştirme çabası tek başına yeterli olmayabilir.

Linda E. Homeyer ve Daniel S. Sweeney tarafından geliştirilen Kum Tepsisi Terapisi yönteminde, bunun esas olmadığını, terapötik etkinin söze dökülmeden, içte olanları kuma ve minyatürlere yansıtarak işlenilebileceği görülmüştür.

Sözel olmayan, metaforları sıklıkla kullanan ve bir çok ruhsal yaşantının söze dökülmeden işlenmesini sağlayan kum tepsisi terapisi, her türlü sorun için ve her yaş grubuna uygulanabilir.

İletişim

Randevu almak için aşağıdaki numarayı arayabilirsiniz.

+90 531 277 16 86